Amaca Göre Örgütlenme Stratejisi

26.05.2019 18:41
FETULLAHÇI TERÖR ÖRGÜTÜ (FETÖ/PDY)
Amaca Göre Örgütlenme Stratejisi
Örgüt 1970’li yıllardan günümüze kadar uygulamış olduğu “örgütlenme yöntemleri”, “taktik” ve “stratejiler” çerçevesinde bütüncül bir bakış açısıyla incelendiğinde; uygulanan yöntemler değişse de amacının değişmediği, temel hedefinin Türkiye’de devletin bütün Anayasal kurumlarını ele geçirmek olduğu anlaşılmaktadır.
Bu kapsamda FETÖ/PDY’nin;
Tabanında bulunan insanları istismar ederek kaynak ve meşruiyet devşirme,
Öğrenci seçme ekipleri ile köy ve semtlerden topladığı gençleri, bünyesindeki vakıf, ışık evleri, okul ve dershanelerinde ideolojisi doğrultusunda  yetiştirerek  insan gücü elde etme,
Devlet modeline uygun bir paralel örgütlenme ile gizlice başta siyaset, mülkiye, adliye, maliye, askeriye ve emniyet olmak üzere devletin tüm kılcal damarlarına sızma,
Yurt, okul, dershane ve ışık evlerinde, beyin yıkama metotları ile sorgulamayan, düşünmeyen, mutlak itaati esas alan yapıya bağlı insan tipi yetiştirme,
dinler arası diyalog çerçevesinde, semavi dinlerin temsilcileri ile görüşerek, kendisini İslam adına muhatap gösterme girişimlerinde bulunma,
Devlet dışında kendisine bağlı bir ekonomik sistem kurma, şirket birlikleri ve konfederasyonlar kurarak zenginler kulübü oluşturma böylelikle ulusal ve uluslararası ticarette söz sahibi olma,
 ÖSYS vb. sınavlarda soruları hukuka aykırı yollarla ele geçirip, örgüt  üyelerinin sınavlarda başarılı olarak kamu kurumlarına ve etkin okullara girmesini sağlamanın yanında, ürettiği sahte belge ve delillerle, örgüt üyesi olmayan kişiler hakkında adli ve idari soruşturmaların açılmasını sağlayarak devlet kadrolarında tasfiye etme ve bu kadrolara kendi örgüt üyelerini yerleştirme yöntemlerini amacına ulaşmak için kullandığı anlaşılmaktadır.
1970’li yıllardan itibaren devlet içerisine sızarak, özellikle, “Mülkiye, Adliye, Emniyet, Milli Eğitim ve TSK” içerisinde kendi özel hiyerarşisi ile illegal kadrolaşmaya gidildiğini;  silahlı terör örgütü sözde lideri F. GÜLEN’in bazı ifade ve açıklamalarında rahatlıkla görmek mümkündür ki bunlardan bazıları şunlardır:
“Esnek olun, sivrilmeden can damarları içinde dolanın!”; bütün güç merkezlerine ulaşıncaya kadar hiç kimse varlığınızı fark etmeden sistemin ana damarlarında ilerleyin!”
" Türkiye’deki  güç ve kuvveti cephenize çekeceğiniz ana kadar her adım, erken sayılır.”
“Adliye, mülkiye veya başka hayati hayati bir müessesede bizim arkadaşlarımızın mevcudiyeti öyle ferdi mevcudiyetler şeklinde ele alınıp değerlendirilmemelidir. Yani bunlar gelecek adına bizim o ünitelerde garantimizdir. Bir ölçüde onlar bizim varlığımızın teminatıdır.”
“Arkadaşlarımız o sahada kabiliyetlerini geliştirmeli, müktesebatlarını geliştirmeli esas ve zannediyorum iki yanlı olmaları itibariyle de sergileyecekleri performansta da daima takdir toplayacaklardır. Yani bu bizim cepheyi öğrenmeleri lazım arkadaşların. Yani bizim hukuk sistemimizi didik didik etmelidirler, biz bir taraftan çalışıp onların istifade edecekleri şekle getirmeliyiz, onu öyle formüle etmeliyiz, öyle tertip ve temkide tabı tutmalıyız.”
“Allah’ın Resulü kuvvet dengesinin olmadığı bir yerde ortaya atılmasının hezimet ve mağlubiyetle neticeleneceğini herkesten iyi değerlendirdi ve bu sebeple de stratejisini hep temkin ve tedbirle örgütledi. Denge gözetilmediğinde hezimet ve mağlubiyetin kaçınılmaz olduğu şartlarda kahramanlık gösterisi ihanettir.”
“Yani siz hakim değilsiniz başka kuvvetler var. Bu ülkede değişik kuvvetleri hesap edecek dengeli, dikkatli, tedbirli, temkinli yürümekte yarar varki geriye adım atmayalım… yani her şey bir oyundur. Kungfu gibi oyun, tekvando gibi bir oyun, judo gibi bir oyun her zaman insan hasmını yenmesi öyle yumruk vurup yere sermesi gibi bir şey değildir, Bazen hasımdan kaçmak, bile çok önemli bir manevra (kesinti var) çok iyi bilecek, çok iyi planlayacak ona göre yürüyeceksiniz. Kuvvet dengesi, olmadığı bir yerde kuvvete başvurmayacaksınız, teknik, taktik, yerine sizin kalbiniz önemlidir.”
“Ben yine kuvvet dengesinin olmadığı için şahsen o yol yerine kendi düşüncemi yayma, kendi düşünce sistemim adına varlığı her tarafı fethetme, ele geçirme yolunu şahsen tercih ederim.”
“Zaman henüz uygun değil. Bütün dünyayı omuzlayıp taşıyabileceğimiz zamana dek, tamam olacağınız ve koşulların uygun olacağı zamana dek beklemelisiniz! Bilhassa, haber alma hususunda her zaman hasım cephenin çok önünde olunmalıdır.”;
“Toplumun büyük kesimlerine, büyük kısımlarına, bu duygu ve düşünceyle ulaşma açısından, belli bir noktaya, belli  bir kıvama gelecekleri ana kadar, bu şekilde hizmet etmeleri şart, zaruri, lüzumlu… …yanlışı telafi edemeyiz.”
“Türkiye’deki devlet yapısı ölçüsüne göre bütün anayasal müesseseleri güç ve kuvveti cephemize çekeceğimiz ana kadar her adım erken sayılır. (…) bunca kalabalık içinde ben bu dünyayı düşüncemi sözde mahremiyet içinde anlattım. (…) sırrınız sizin sırrınızdır. Söylerseniz siz esir olursunuz.”
“50’li yıllardan bu yana tam 40-45 yıl geçmiştir. O dönemde. 10 yaşında olanlar, şayet mevsimi geldiğinde üniversite okusalardı, şimdi zirvelerde ya da zirveleri zorlayan konumlarda olacaklardı. 20 yaşında olanlar 60-65 yaşında olacaklardı ki bu da onların başbakanlar, reisi cumhurlar seviyesinde en olgun dönemlerini yaşıyor olmaları demekti.”
“Her yerde hususen geri kalmış yerlerde mafyanın ağzına azıcık bal sürülebilir.”
“Bize ‘Orta Asya’ya Açılın’ diyen sağ ABD Cumhuriyetçileri kaybetti. Yeni iktidarla Türkiye yalnız kaldı.”
Örgüt liderinin yukarıda yer verilen sözleri, kasetlerdeki vaazları, röportajları ve kitaplarında yer alan söylemlerinin her birinin taktik, strateji ve örgüt üyelerine talimat  içeren sözler olduğu açıktır.Örgüt liderinin  strateji ve hedeflerini adeta özetleyen bu ifadeler, fetvalar ''Tedbir ve İstihbarat”, “Maarif ve Şirket” ilkesine göre yetiştirilen örgüt üyelerinin, amaçlarına giden yolda hasım olarak gördükleri diğerlerini de etkisiz kılarak, devlet içinde etkin bir duruma gelmeleri hedefini göstermektedir.